21 Haziran 2010 Pazartesi

[tmoz:349634] Re: mat 41. soru da proble yok mu sizce?

Bir önceki mesajı yanlış mail adresi ile göndermişim. Kusura
bakmayınız...

On 21 Haziran, 21:12, tmoz komisyon <tmoz.t...@gmail.com> wrote:
> Barbaros hocam doğrusallık konusunda sizinle hemfikirim. ÖSYM bu
> doğrusallık konusunda diretiyor, geri adım atmıyor, benim de bu
> konudaki düşüncem net, şekle göre karar verilmesini doğru bulmuyorum.
>
> Ahmet hocam, terimlerin yerli yerinde kullanılması farklı, kısaltma
> diye ifade ettiğim şey farklı. Eğer bir anlam karmaşası oluşacaksa
> elbette kısaltma yapmak doğru değildir.
>
> Örneğin,
> Ali, 45 kg dır.
> Ali, 164 cm dir.
> Ali, 15 yaşındadır.
> Bu cümleler eksiksizdir.
> Ali'nin ağırlığı 45 kg dır.
> Ali'nin boy uzunluğu 164 cm dir.
> Ali'nin yaşı 15 tir.
> Cümlelerin yanlış anlaşılmasına meydan vermemek için en doğru yazılış
> bunlardır, olmazsa olmaz böyle olmalıdır denilmesin diyorum.
> Ali 45 tir.
> Bu cümle de eksik değildir demeye çalıştığım sanılmasın. Yoksa ki
> Üçgen, üçgensel bölge vs. her terim yerli yerinde kullanılmalıdır.
>
> Ben karenin alanı denildiğinde şunu anlarım; Bir kare var (tanımı
> gereği içi boş) bu kare bir bölge sınırlamıştır bu sınırlandırılmış
> bölgenin alanından bahsediliyor. Yok ben başka anlam çıkarıyorum
> karenin alanı sıfırdır diyorsanız belli bir matematik kültürünü kabul
> etmiyorsunuz demek istedim. Karesel bölge dediğimizde iki şey akla
> gelir 1. kareye yakın, kareye benzeyen bir şekil. 2. içi dolu kare (bu
> ise uydurma bir kavram olur çünkü böyle bir kavram tanımlı değil.)
>
> Karenin alanı 16 cm^2 dediğimizde herşey ortadadır.
> Üçgenin alanı 16 cm^2 dediğimizde de herşey ortadadır.
> Prizmanın alanı 16 cm^2 dediğimizde de öyle.
>
> Büyük ihtimalle yazdıklarımı benim ifade penceremden değil, düşünmek
> istediğiniz anlam çercevesinde bir solukta okudunuz. Eğer herkes böyle
> algılayacak biçimde eksik ifade etmişsem beceriksizliğime
> verilmesin...
>
> On 21 Haziran, 20:36, barbaros gur <bhgu...@gmail.com> wrote:
>
>
>
> > Eyüp hocam selamlar,
> > yazınızın bütününü genel bir bakış ve değerlendirme bakımından benimsemekle
> > beraber 41. soruyla doğrudan ilişkilendiremiyorum.
> > basın kopyasının matematik testindeki 11. sorunun yazılışına dikkat
> > ettiğimde gösterilen özeni yerinde buluyorum..şüphesiz bilim
> > dili hafifletilmelidir ancak ösym yetkilierinin '' adaylar ne sorulmak
> > istendiğini anlamıştır, karıştrımayın otalığı'' söylemininin de sanırım
> > bununla ilgisi yoktur..
> > çalışmalarınızı ilgiyle izleyen biri olarak....
>
> > derin saygılarımla....
>
> > 21 Haziran 2010 19:48 tarihinde eky <eky....@gmail.com> yazdı:
>
> > > Fonksiyonlar söz konusuyken "fonksiyon değeri" kavramı geleneksel
> > > olarak herkeste tek çağrışım yapar. Bunun nedeni fonksiyon tanımından
> > > gelir. f, A dan B'ye ifadesinde B nin değer kümesi olarak
> > > tanımlanmasından kaynaklanır.
>
> > > Matematikçilerin zaman zaman buna aykırı davranışlar sergilediğine de
> > > şahit oluyoruz. Benim ilk aklıma gelen şey "Ortalama Değer
> > > Teoremidir." Ülkemizde matematik öğretimine şekil veren ilk ustalar
> > > temeli iyi atmış olsalardı bugün her terim yerli yerinde kullanılıyor
> > > olurdu.
>
> > > Okuduğu matematik probleminden herkes farklı farklı anlamlar ve
> > > yorumlar çıkarabilir, matematik öğretiminin amaçlarından biri de
> > > problemlerin doğru anlaşılmasını sağlamaktır. Tmozda defalarca
> > > kalıplaşmış soru ifadelerinden söz edildi. Özellikle permütasyon -
> > > kombinasyondaki abartılı örnekler verilerek.
>
> > > Güncel yaşam üzerine matematik problemi yazmaya çalışanlar, eğer
> > > geleneksel bir alt yapı yoksa, sorunun doğru anlaşılması için cümleyi
> > > uzatmak zorunda kalırlar.  Yeni olan etkinlik sisteminin temeli de
> > > özellikle böyle atılıyor. "Ucu açık sorular olmalı" derken aslında kim
> > > ne anlıyorsa anladığına göre yorumlasın, konuşsun, tartışsın
> > > isteniyor. Test sınavları bunun uygulanmasını büyük ölçüde engellediği
> > > için doğal olarak yadırgıyoruz, kabullenmek istemiyoruz.
>
> > > Bu sorunun kusurlu olduğunu iddia etmek gelenekselleşmiş matematik
> > > anlayışını benimsemiyor, kabul etmiyorsunuz demektir. Gökhan hocamın
> > > soru kökündeki değişiklik önerisi doğru bir öneridir ama gerekli
> > > (olmazsa olmaz) bir değişiklik değildir.
>
> > > Matematik anlayışımıza özellikle 90 lı yıllarda bazı yeni anlayışlar
> > > da girdi. "Matematiksel ifadelerin eksiksiz ifade edilmesi" modası
> > > diye tabir edeyim. Örneğin; "ABC açısının ölçüsü 30 derecedir."
> > > bilimsel bir yazılış kabul edilirken daha sade olan "ABC acısı 30
> > > derecedir" ifadesi bilgisizliğin cahilliğin neticesi olarak konuşulur
> > > oldu. Oysa her iki cümlede kusursuz ve ikisi de zihinlerde aynı anlamı
> > > çağrıştırıyor. Bilimlerde esas olan şey kısalık, öz ve
> > > anlaşılabilirlik esastır. bu yüzden terim ve tanımlarda kısalığa önem
> > > verilmiştir. Tüm amaç, bilim ile ilgilenenlerin aralarındaki iletişimi
> > > sağlıklı, kısa ve öz hale getirmektir. Kalıplaşmış soru kökleri,
> > > tipleri bu yüzden matematik öğretimine yerleşmiş durumdadır. Müfredata
> > > sahip çıkma çabamızın temelinde de bu vardır. Ne yazık ki bir şeyi
> > > ifade etmek için aynı anlama gelen farklı farklı terimler üretmek veya
> > > farklı anlama gelen aynı terimi olmadık yerlerde kullanma
> > > hastalığından kurtulamıyoruz...
>
> > > Soruda geleneksel anlayışa aykırı bir durum sergilemiş olsaydı
> > > tereddütsüz gökan hocama hak verenler arasında olurdum. Soru kusurlu
> > > farklı anlaşılmalara açık derdim. Aksine biz bundan yanlış çıkarımlar
> > > yapıyorsak matematik anlayışımızı, matematik kültür bakış açımızı
> > > masaya yatırmalıyız diye düşünüyorum...
>
> > > On 21 Haziran, 10:29, sinan aşık <asik.si...@gmail.com> wrote:
> > > > [s.a]
>
> > > > Soru çöze çöze, ne kastettiğini biz matematikçiler anlıyoruz galiba ama
> > > > öğrenci için ekteki gibi anlaşılıyor olabilir (gibime geldi);bir tamlama
> > > > olduğu için "fonksiyonun ... aralığı'ndaki değeri"
> > > > değer kümesinin aralığı verilmiş gibi de anlaşılıyor.
>
> > > >  mu.PNG
> > > > 15KGörüntüleİndir
>
> > > --
> > > * Tmoz üyeliği için gmail kullanmanız önerilmektedir.
> > > * Kitap yazarları veya yayın sorumlusu arkadaşların piyasaya çıkardıkları
> > > yeni kitaplarını tmozda duyurmasından memnun oluruz. Aynı yayının sık sık
> > > afişe edilmemesi gerekmektedir.
> > > * Kitap doküman istekleri için kişisel bilgilerinizi guruba göndermeyiniz.
> > > İlgili kişiye özelden bildiriniz.
> > > * Soru veya çözümler için jpg, gif, png gibi sıkıştırılmış resim formatları
> > > kullanmalısınız. Özellikle soru için pdf, bm p, doc, ppt, gibi yer kaplayan
> > > dosyalar kullanmayınız.
> > > * Haklı veya haksız hiçbir nedenle kişisel hakaretlerde bulunmayınız.
> > > * Sorumluluğunu almayacağınız hiçbir mesaj göndermeyiniz.
> > > * Konu başlığına sadece içerik tanımlayıcı kısa bir ifade yazınız. Küçük
> > > harf kullanmaya özen gösteriniz.
> > > * Aynı mesajı defalarca göndermeyiniz.
> > > * Spam mail gönderen adresler google tarasından yasaklanmaktadır.
>
> > --
> > İradene hakim, vicdanına mahkum ol...- Alıntıyı gizle -
>
> - Alıntıyı göster -

--
* Tmoz üyeliği için gmail kullanmanız önerilmektedir.
* Kitap yazarları veya yayın sorumlusu arkadaşların piyasaya çıkardıkları yeni kitaplarını tmozda duyurmasından memnun oluruz. Aynı yayının sık sık afişe edilmemesi gerekmektedir.
* Kitap doküman istekleri için kişisel bilgilerinizi guruba göndermeyiniz. İlgili kişiye özelden bildiriniz.
* Soru veya çözümler için jpg, gif, png gibi sıkıştırılmış resim formatları kullanmalısınız. Özellikle soru için pdf, bm p, doc, ppt, gibi yer kaplayan dosyalar kullanmayınız.
* Haklı veya haksız hiçbir nedenle kişisel hakaretlerde bulunmayınız.
* Sorumluluğunu almayacağınız hiçbir mesaj göndermeyiniz.
* Konu başlığına sadece içerik tanımlayıcı kısa bir ifade yazınız. Küçük harf kullanmaya özen gösteriniz.
* Aynı mesajı defalarca göndermeyiniz.
* Spam mail gönderen adresler google tarasından yasaklanmaktadır.

Hiç yorum yok: