21 Ocak 2012 15:22 tarihinde Nrsl Nrsl <nurselcaa@gmail.com> yazdı:
Çok anlamlı ...Paylaşımınız için teşekkürler.
21 Ocak 2012 13:37 tarihinde Öğretmen Muammer <muammer.koc81@gmail.com> yazdı:
Hocam çok güzel bir yazı. Gerçekten insanı duygulandırıyor.
teşekkürler.
> Kimden: Huseyin Sahin <endemhuse...@hotmail.com>
On 21 Ocak, 01:50, Muharrem Şahin <muharre...@gmail.com> wrote:
> ---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
> Tarih: 20 Ocak 2012 21:24
> Konu: [ictima] ................. Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur, diyor,
> Doğan CÜCELOĞLU !!!
> Kime: hiltonhuse...@yahoo.com> *Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur
>
> **
>
> *Sevgilerle...sağlıklı günlerinize........hş *
> *
> ------------------------------
> *
> *Alıntıdır......................*
>
> Doğan CÜCELOĞLU
>
> Bir gün seminere başlamadan önce kısa boylu güler yüzlü birisi geldi, Hocam
> elinizi öpmek istiyorum, dedi. Ben el öptürmekten pek hoşlanmadığım için,
> yanaktan öpüşelim, dedim, öpüştük. Aramızda şöyle bir konuşma yer aldı:
>
> - Hayrola, neden elimi öpmek istedin?
>
> - Hocam, üç yıl önce sizin bir seminerinizi katıldım. Hayatım değişti. O
> seminerden sonra daha mutlu bir ailem var ve size teşekkür etmek istiyorum;
> onun için elinizi öpmek istedim.
>
> - Ne oldu, nasıl oldu?
>
> - Üç yıl önce şirketimizin organize ettiği iki günlük bir seminerde bizimle
> beraberdiniz. O seminerin bitişine doğru dediniz ki, "Bir insanın anavatanı
> çocukluğudur. Çocukluğunu doya doya yaşayamamış bir insanın mutlu olması
> çok zordur. Bir annenin, bir babanın en önemli görevi, çocuklarının
> çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır."
>
> Bir süre sustu, bir şey hatırlamak ister gibi düşündü, sonra konuşmaya
> devam etti:
>
> - Hatta daha da ilerisi için söylediniz; dediniz ki, "Bir ulusun en önemli
> görevi çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar
> yaratmaktır." Ben bir baba olarak sizi duyduğum zaman kendi kendime
> düşündüm: Ben bir baba olarak çocuğumun çocukluğunu doya doya yaşamasına
> fırsatlar yaratıyor muyum? Böyle bir sorunun o zamana kadar hiç aklıma
> gelmediğini fark ettim. Ben ne yapıyorum, diye düşündüm. Benim yaptığım
> sanırım birçok babanın yaptığının aynısıydı. Dokuz yaşındaki oğlum ben
> işten eve gelince beni görmemeye, benden kaçmaya çalışıyordu. Neden kaçmaya
> çalışıyordu, biliyor musunuz, Hocam?
>
> - Hayır, neden?
>
> - Çünkü onu görünce hemen şu soruyu soruyordum. "Oğlum bugün ödevini yaptın
> mı?" Tuhaf tuhaf bakıyor, gözünü kaçırıyor, daha da sıkıştırınca, hayır
> anlamına gelen, "cık" sesini çıkarıyordu. Kızıyordum, söyleniyordum, "Niye
> yapmıyorsun ödevini!" diyordum. Aramızda sürekli tartışmalar, sürtüşmeler
> oluşuyordu. Tabii bunun sonucunda bütün aile huzursuz oluyordu.
>
> Burada biraz sustu, soluklandı. Sanki hatırlamak istemediği anılar vardı;
> onların üstesinden gelmeye çalışıyordu. Sonra konuşmaya devam etti:
>
> - Ben sizin seminerinizden çıktıktan sonra düşünmeye başladım. "Ben ne
> biçim babayım," diye kendime sordum. Seminer için geldiğim İstanbul'dan
> çalışma yerim olan Kayseri'ye gidinceye kadar düşündüm; otobüste bütün gece
> düşündüm ve sonra kendi kendime dedim ki, eşimle konuşayım, biz birlikte
> bir karar alalım. Diyelim ki bu çocuk isterse beş yıl sınıfta kalsın, ama
> doya doya çocukluğunu yaşasın.
>
> - Radikal bir karar!
>
> - Evet, uçta bir karar, ama bu karar içime çok iyi geldi, Hocam.
> Gerginliğim, üzüntüm gitti, içim rahat etti. Ben eve gelince eşime dedim
> ki, hadi gel otur, konuşalım. Yemekten sonra oturduk konuştuk, çocuklar
> yattı biz konuşmaya devam ettik. Seminerde anlatılanları aktardım, böyle
> böyle böyle diye izah ettim ona ve en nihayet dedim ki, ya benim gönlümden
> ne geçiyor sana söyleyeyim. Bizim oğlumuz var ya bizim oğlumuz, o isterse
> beş yıl sınıfta kalsın, ama çocukluğunu yaşasın! Şimdiye kadar onun
> çocukluğunu yaşamasıyla ile ilgili pek bir çaba göstermedik, bir bilinç
> göstermedik, oluruna bıraktık. Gel şimdi değiştirelim bunu.
>
> - Eşiniz ne dedi?
>
> - Hocam biliyor musun ne oldu?
>
> - Ne oldu?
>
> - Karım hayretle bana baktı ve dedi ki, "Bu ne biçim seminer be! Kim bu
> adam? Öyle şey mi olur; yok bizim ki çocukluğunu yaşayacakmış! Bizim çocuk
> çocukluğunu yaşarken öbürküler sınıflarını geçecek ilerleyecek! Öyle şey
> olmaz."
>
> - Anlıyorum; anne olarak çocuğunun geride kalmasını istemiyor, kaygılanıyor!
>
> - Fakat hocam ben pes etmedim, bırakmadım, mücadeleye devam ettim. Her gün,
> her akşam gece yarılarına kadar karımla konuştum. Üç gecenin sonunda bana,
> peki ne halin varsa gör, dedi.
>
> - Pes etti, yani. Peki, sen ne yaptın?
>
> - İşte onu dediği günün sabahı eşofmanımı, ayakkabımı şöyle kapının yanına
> bıraktım işe gittim; işten dönünce oğlumun gözüne baktım ve dedim ki, oğlum
> bugün doya doya oynadın mı? Bana hayretle baktı ve "Hayır!" anlamına gelen
> "cıkk" dedi. O zaman, hadi gel beraber aşağıya ineceğiz, oynayacağız,
> dedim. Eşofmanımı giydim, ayakkabımı giydim, onunla beraber sokağa çıktık.
> Pencereden arkadaşları bakıyorlarmış, onlar da sokağa çıktılar; birlikte
> sokakta oyun oynadık. Akşam saat altıdan sekiz buçuğa kadar sokaktaydık.
> Eve gelince toz toprak içindeyiz, beraber banyoya girdik, duş yaptık.
> Havluyla kuruladım, çok mutluyduk ve o günden sonra işten dönünce her gün
> onunla oynamaya başladım. Her gün, her gün, her gün oynadım. Yedi gün sekiz
> gün sonraydı galiba, bir gün banyodan çıkarken onu kuruluyorum havluyla,
> kolumu tuttu, bana döndü ve dedi ki, baba ya, ben seni çok seviyorum. Hocam
> nefesim durdu, gözüm yaşardı, konuşamadım. Çünkü farkına vardım ki, şimdiye
> kadar sevdiğini hiç söylememişti. Düşündüm, şimdiye kadar hiç
> söylemediğinin farkında değildim; belki ömür boyu söylemeyecekti. "Ne büyük
> tehlike!" diye düşündüm. Ömür boyu onun bana bu cümleyi söylemediğinin
> farkında olmayacaktım.
>
> - Demek farkına vardın, seni kutlarım. Senin farkına vardığın bu durum
> birçok anne ve babanın farkında olmadığı gizil, örtük ama önemli bir
> tehlike!
>
> - İçimde bir şükür duygusu, havluyla çocuğumu kuruladım ve giydirdim ve
> artık her gün oyun oynamaya devam ettik. Zaman geçti, iki hafta sonra okul,
> öğretmen veli buluşması için okula davet etti. Daha önceki veli
> buluşmalarında öğretmen, "Sizin oğlunuz akıllı bir çocuk, ama ödevleri
> kargacık burgacık yazıyor, dikkat etmiyor. Sınıfta arkadaşlarını rahatsız
> ediyor, onları itiyor kakıyor, lütfen onunla konuşun. Ödevlerine ilgi
> gösterin, sınıfta arkadaşlarını rahatsız etmesin. Ödevlerini doğru dürüst
> yapsın," demişti. O nedenle öğretmen buluşmasına gitmekten çekiniyordum. Bu
> davet gelince ben eşime dedim ki, hadi okuldaki buluşmaya beraber gidelim!
> Yok, dedi, sen tek başına gideceksin, ben gelmeyeceğim.
>
> - Eşiniz gelmek istemedi!
>
> - Hayır istemedi. Ya beraber gidelim, diye ısrar ettim hayır hayır sen
> yalnız gideceksin dedi. Ben yalnız gittim ve diğer veliler geldikçe sıra
> bende olduğu halde sıranın arkasına geçtim, sıranın arkasına geçtim ki
> başka kimse olmadan öğretmenle konuşayım, diye. Mahcup olacağımı
> düşünüyordum. Her şeyin daha kötüye gittiğini düşünüyordum. En nihayet
> bütün veliler öğretmenle konuşmalarını bitirip gittiler. Sıra bende!
> Öğretmenin karşısına geçtim, bana baktı gülümsedi, siz ne yaptınız bu
> çocuğa, dedi. Hiç cevap vermedim, önüme baktım. Lütfen söyleyin ne yaptınız
> bu çocuğa, dedi. "Çok mu kötü hocam?" diye sordum. Gülümsedi, hayır, kötü
> değil, dedi. "Artık sınıfta arkadaşlarını hiç rahatsız etmiyor, ödevleri
> iyileşti, tam istediğim öğrenci oldu. Ne yaptınız bu çocuğa siz?"
>
> - Herhalde bir baba olarak çok mutlu oldunuz?
>
> - Hocam biliyor musunuz öğretmenin karşısında ağlamaya başladım.
> İnanamıyordum kulağıma, içimden, vay evladım, biz sana ne yaptık şimdiye
> kadar, duygusu vardı. Eve geldim, karım yüzüme baktı, gözlerim ağlamaktan
> kıpkırmızı. "O kadar mı kötü?" diye sordu. Ona da cevap veremedim Hocam,
> ona da cevap veremedim! Ağladım. Daha sonra anlattım. Hocam onun için sizin
> elinizi öpmek istedim, teşekkür ediyorum. Benim oğlumun ve onun küçüğü
> kızımın hayatını kurtardınız. Ailemin mutluluğu kurtuldu. Hakikaten bir
> insanın anavatanı çocukluğuymuş. Anavatanı mutlu olan bir çocuk
> çalışmasını, okulunu her şeyini bütün gücüyle yapar ve orada başarılı
> olurmuş.
>
> "Gel seni yeniden kucaklayayım!" dedim. Kucaklaştık.
>
> "Çocuklar Gülsün diye!" yaşayalım. Çünkü insanın anavatanı çocukluğudur.
> Çocuklar gülerek, oynayarak büyürse, sonunda büyükler güler. Büyükler mutlu
> olup gülümseyince tüm ülke, tüm insanlık güler. Çocukların gülmesine hizmet
> veren herkese selam olsun!*******
>
> __._,_.___
> Reply to sender<endemhuse...@hotmail.com?subject=Re%3A%20%2E%2E%2E%2E%2E%2E%2E%2E%2E%2E%2E%2E%2E%2E%2E% 2E%2E%20%20Bir%20%DDnsan%FDn%20Anavatan%FD%20%C7ocuklu%F0udur%2C%20diyor%2C %20Do%F0an%20C%DCCELO%D0LU%20%21%21%21>|
> Reply
> to group<ict...@yahoogroups.com?subject=Re%3A%20%2E%2E%2E%2E%2E%2E%2E%2E%2E%2E%2E%2E%2E%2E %2E%2E%2E%20%20Bir%20%DDnsan%FDn%20Anavatan%FD%20%C7ocuklu%F0udur%2C%20diyo r%2C%20Do%F0an%20C%DCCELO%D0LU%20%21%21%21>|
> Reply
> via web post<http://groups.yahoo.com/group/ictima/post;_ylc=X3oDMTJxaDM3YWN1BF9TAz...>|
> Start
> a New Topic<http://groups.yahoo.com/group/ictima/post;_ylc=X3oDMTJmMGhkdnU1BF9TAz...>
> Messages in this
> topic<http://groups.yahoo.com/group/ictima/message/2910;_ylc=X3oDMTM1bTI4Zz...>(
> 1)
> Recent Activity:
>
> Visit Your
> ...
>
> tamamını oku »
--
Yanlış anlaşılmalara ve polemik oluşturacak durumlara meydan verecek mesajlardan kaçınalım lütfen...
EKLEDİĞİNİZ RESİMLERİN BOYUTLARINA LÜTFEN DİKKAT EDİNİZ!!!...
YOLLADIĞINIZ MESAJLARA LÜTFEN KONU BAŞLIĞI YAZINIZ!!!...
http://www.facebook.com/pages/Matematik-Geometri/150709609688?ref=mf
--
Yanlış anlaşılmalara ve polemik oluşturacak durumlara meydan verecek mesajlardan kaçınalım lütfen...
EKLEDİĞİNİZ RESİMLERİN BOYUTLARINA LÜTFEN DİKKAT EDİNİZ!!!...
YOLLADIĞINIZ MESAJLARA LÜTFEN KONU BAŞLIĞI YAZINIZ!!!...
http://www.facebook.com/pages/Matematik-Geometri/150709609688?ref=mf
www.superuclu.com
--
Yanlış anlaşılmalara ve polemik oluşturacak durumlara meydan verecek mesajlardan kaçınalım lütfen...
EKLEDİĞİNİZ RESİMLERİN BOYUTLARINA LÜTFEN DİKKAT EDİNİZ!!!...
YOLLADIĞINIZ MESAJLARA LÜTFEN KONU BAŞLIĞI YAZINIZ!!!...
http://www.facebook.com/pages/Matematik-Geometri/150709609688?ref=mf
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder